National Geographic : Plaza Kişisi

Geçen zaman içerisinde plaza kişileri hakkında yer yer gülümseten, yer yer sinirlendiren gözlemlerimi iş hayatına atılmak için heyecanla yanıp kavrulan 90 lı nesillere aktarmak niyetindeyim. Eğer girişimciliği (henüz) düşünmüyorsanız yolunuz mutlaka (ve tabi işsizler ordusundan da sıyrılabildiyseniz) buralara düşecektir. Yorumsuz bir şekilde plazalarda neler dönüyor bir bakalım isterseniz…

  • Plaza kişisi, yaşıyla da orantılı olarak, interneti mesai saatleri içerisinde “boş vakit” geçirme aracı olarak görür, üstlerinin de böyle düşündüğünü bilir ve bu sebepten ötürü internet kaçamaklarını gizleme ihtiyacı duyar.
  • Çoğu plaza kişisinin ekranında bir veya birden fazla “Excel sheet” i açık durumdadır.
  • Plaza kişisi poposunu sandalyesine / koltuğuna saatlerce yaslama konusunda oldukça uzmanlaşmıştır.
  • Plaza kişisi, bilimum dizi yorumları, derbi maçları, İstanbul’un favori yemek mekanları konusunda bilgi sahibidir.
  • Bazı plaza kişileri, sabah mesaisinde öğle yemeği amaçlı, öğleden sonra mesaisinde çıkış vakti odaklı yaşayabilir.
  • Plaza kişisinin masasında, meyveli yoğurt, çeşitli meyveler, kuruyemiş, yarısı içilmiş çay/kahve mutlaka bulunur.
  • Plaza kişisi, ara sıra doğal hayatı tatmak için bulunduğu iki basamaklı katından manzaraya derin bakışlar atabilir.
  • Plaza kişisi, diğer departmanlardaki insanların hepsiyle ortak bir konu belirlemiştir kafasında, karşılaştıklarında hemen muhabbete girebilir malum konudan.
  • Plaza kişisi, öğle yemeğini dışarıda yemekten veya Starbucks/Gloria Jeans kahveleriyle plazaya girmekten derin bir haz alır.
  • Plaza kişisi, askerlik (erkekse), kariyerde ilerleme, evlenme, çocuk sahibi olma döngüsünü (istisnalar kaideyi bozmaz) sıkı sıkıya takip eder.
  • Plaza kişisi, şirket yemekhanesine girdiği anda omzu dik ve kendinden emin tavırlarla önce etrafı süzerekten kurumsal kimliğini şöyle bir pekiştirir.
  • Plaza kişileri kendi aralarında, işkolik, geyik/muhabbet adamı, iş bitirici, memur kılıklı, karizmatik, bilmemne departmanının en güzel hatunu, vb. familyalara ayrılırlar.
  • Plaza kişisi, küçüklüğünden beri kendisine dayatılan, bilinçaltına ısrarla işlenen ast/üst hiyerarşisi ve ünvanlar konusunda son derece bilinçlidir ve aynı plaza kişisi, günde en az 1 saat bilmem ne şirketlerindeki bilmem ne 5. dereceden tanıdıklarının kariyerlerindeki hareketi ballandırarak anlatabilir.
  • Plaza kişisi, halktan olmaya çalışır ama halkla uzaktan yakından ilgisi yoktur.
  • Plaza kişisi, derin önyargılara sahiptir, markalar ve hangi markanın hangi seviyedeki insan ile özdeşleştiği konusunda tez yazabilir.
  • Plaza kişisi ile karşılaştığınızda dudaklarının hafif yayvanlaştığı, bir iki dişinin gözükebildiği sahte gülümsemesini hemen tanırsınız, aman kaçınınız.
  • Plaza kişisi, genelde bordrolu çalışan olduğunun farkında değildir, ünvanından ve çalıştığı ortamın konforundan kendine “üst kesim” payı çıkarır.
  • Bazı plaza kişilerinin masaları, post-it ler, gülümseyen insan fotoğrafları ve Prag,Paris gibi gözde(!) yurtdışı hedelerinden alınan “suvyınır” larla doludur.
  • Plaza kişisi, ağlanacak, dizler dövülecek seviyede kağıt tüketimi yapar, tek yaptığı “Please think environment before printing” sloganını imzasının altına yerleştirmektir.
  • Plaza kişisi, galiba, Microsoft Outlook olmadan yaşayamaz.
  • Plaza kişilerinden birkaç tanesi, kesinlikle, plaza içinden birileriyle gönül ilişkisine girer.
  • Plaza kişisi, kendi performansını akşam çıkış saatinin ne kadar geç olduğuyla ve Excel’de 15 dakikada yapılacak bir iş için 3 saat uğraşmasıyla değerlendirebilir.
  • Plaza kişisi, eğitimlere sertifika olarak bakar.
  • Plaza kişisi, oynayan kediler, ilginç reklamlar, “vay be” dedirten olaylar içerikli forward maillerin ana kaynağıdır.
  • Plaza kişisi, bindiği 15 kişilik asansörde mümkünse hiç konuşmaz. (Topluluk psikolojisi galiba)
  • Ah plaza kişisi ahdır….

ps: Yukarıda sayılan maddeler, elbette, tüm plaza insanları için geçerli değildir, kimseyi iğnelememektedir, sadece gözlem ürünüdür.

  • Share/Bookmark

Related posts:

  1. Topluluk Komedyası
  2. mitfahrgelegenheit.de
  3. Özgürlük mü Mutluluk mu ?
  4. BlogNOT
  5. Hayatınız İnternetten İbaret Olsa

3 Yorum

  1. Dilek says:

    Yazıyı okurken güliyim mi ağlıyım mı bilemedim.

    Masamın üstündeki souvenir ve kardeşimin gülen resimine bakınca çok güldüm. Her zaman kendimi tam kurumsal bir kişilik olarak görmem;sanırım bu sistem içine alıyor :) )

    Ama özellikle;
    “Plaza kişisi, genelde bordrolu çalışan olduğunun farkında değildir, ünvanından ve çalıştığı ortamın konforundan kendine “üst kesim” payı çıkarır. ” kısmında aklımda çakan; bu kesimin aslında ne kadar potansiyeli olduğu ancak, girişimcilikten oldukça uzak olup başkalarının çıkarları için harcadığı emek geldi.Burasıda ağlanacak kısımı.

  2. Onur Özdemir says:

    Dilek haklısın, neresi için olursa olsun çalışırken gerçekten birşeyler üretiyor muyum yoksa …. diye düşünmek lazım bence.

    Teşekkürler yorumun için.

  3. Dilek says:

    Merak ettim;

    Paki sen nerde çalışıyorsun?

Leave a Reply