Münih’ten İzlenimler 2

Yarıyıl olmuş neredeyse buralarda, ilk zamanlarda şöyle birşeyler karalamıştım Münik hakkında. Nasıldır Münih’te yaşamak, Münik insanlarıyla takılmak, biraz daha bahsedelim. Bu arada bu yazıyı okuyanlarınız, olur da Münih’e gelecek olursanız istediğiniz konuda benimle buradan iletişime geçebilirsiniz, elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışırım. Münih’in bende yarattığı derin (!) etkilere bir bakalım.

  • Münih insanları cidden şehirlerine derin bir sevgiyle bağlılar. Yaşadığı şehri seven çok insan vardır tabi ki; ama burada durum fanatiklik derecesinde. Almanya’nın diğer şehirlerine mecbur olmadıkça uğramıyorlar, genellikle tatillerini Bavarya (Bayern) bölgesinde yer alan göller ve dağlarda geçirmeyi yeğliyorlar. Yok artık, genellemenin de bu kadarı ! Genç Münihliler olmasa da orta yaş ve üstü Münihliler de bariz bir şekilde hissediyorsunuz bu eğilimi.
  • Kuzeylilere oranla çok fazla arkadaş canlısı değiller ve bunu da inkar etmiyorlar aslında. Bavarya bölgesi dışından olan herkese karşı mesafeli durmayı tercih ediyorlar. Hatta geçenler de halk arasında dillendirilen şöyle birşey duydum : “Doğu Alman olacağına Türk komşum olsun.” Mis gibi ırkçılık kokuyor değil mi ? Türk olarak kederlensem mi sevinsem mi bilemedim :) Ama abartmıyorum, durum cidden böyle. Mesela başkent Berlin’e sürekli sövüyorlar, o fakirlerin vergilerini hep biz mi ödemek zorundayız şeklinde. Zengin olmak zor tabi. Eski Bavarya Krallığı günlerini arıyor olabilirler.
  • “Bahar geldi, ortalık yeşillendi” sözü buralardan geliyor olabilir. Yeşil alanlar, tam anlamıyla harika korunmuş. Polenlere alerjisi olmayanlar yayılsın, güneşlensin, hoplasın, zıplasın diye..
  • Metroda dikkatimi çeken iki şey var : Biri, hemen hemen herkesin yolculuk halinde birşeyler okuyor olması, ikincisi de çok sayıda insanın köpek sahibi olması. Kedi, kuş, hamster filan değil, ciddi harcamalar yaptıkları biricik köpekleri. Her sabah birini okşuyorum orası ayrı :)
  • Almanya, Avrupa’nın en bağlı (connected) ülkelerinden biri, internet ve mobil kullanımı doygunluk oranına ulaşmış durumda. Buna rağmen Münih’te konuştuğum insanlar genelde internette gizlilik, özel hayat ve kişisellik konularında son derece hassaslar. Sıklıkla sanal hayat ve gerçek hayat aktivitelerini karşılaştırıyorlar.
  • Saatler süren, bira ve Wurst seansları insanı bayabiliyor. Devasa BierGarten lara oturup, doğru düzgün muhabbet çevirmeden saatler boyu oturmayı nasıl başarıyorlar bilemiyorum. Ama İstanbul’da orjinal bir BierGarten açma fikri ciddi ciddi kafamı kurcalıyor. Güzel bir fırsat olabilir. Şöyle Tarabya sahilde en Bayern’inden bir BierGarten açsak, Alman biralarını gümrükten geçirsek…Gerçi hökümet yasağı çarpabilir, sermayeyi b.ku b.kuna harcayabiliriz.
  • Arada şehri daha iyi hissedebilmek adına, rasgele yerlere gidip geziyorum belki şöyle getto mahallelerine rastlarım diye. Yok valla, şehirde fakir mahalle yok. Getto diye adlandırdıkları, 10 dk. uzaktaki Hasselberg muhiti ki genelde Türkler yaşıyor burada bile İstanbul’da zengin mahallesi etiketi yapıştırılabilecek cinsten.
  • Şehirde muhabbet ettiğim, kebapçı, berber, vb. meslek grubundan Türkler, başlangıçta Almanlar ve Münihlilere sövseler de sonrasında “Abi, Türkiye’ye gelip ne yapacağız, burada rahatımız iyi, düzen var, kazancımız da iyi” şeklinde konuyu bağlıyorlar.
  • Yakın zamanda Avrupa Parlementosu seçimleri var, her tarafta adayların posterleri vs. Ama kimsenin en ufak bilgisi yok, kimdir bu adaylar, seçim ne zaman olacak, konuştuğum tek bir kişi bile oy kullanmayacağını söylüyor.
  • Aman da artık günlük Almanca muhabbetlerine katılabiliyorum. Sefam olsun.
  • “Münih çok büyük bir şehir” diyor Münihliler, k.çımla gülüyorum kendilerine. 10 dk. merkezden uzaklaşsanız köy, inek, tezek, bağ, bahçe başlıyor. Benim bildiğim büyük şehir bu değil kardeşim. Berlinlilerin dediği gibi “1 milyonluk köy” kendileri. Gerçi İstanbul’a da 15 milyonluk köy diyoruz ama farklı sebeplerden tabi.
  • En iyi muhabbet, sarhoş Alman’la muhabbettir. Kesin ve net !
  • Münih’teki insanların, her ne kadar kafaları kitaplarına gömülmüş olsa da, biraz daha açılmaları gerektiğini düşünüyorum. Dünyada neler oluyor, Almanya’da neler oluyor, bu 10 milyon göçmen ne yapıyor Almanya’da gibi soruları sorsunlar kendilerine, araştırsınlar…Berlin Duvarı’nın neden ne zaman yıkıldığını bilmiyor adamlar. Cevapları ise daha trajikomik : “O Almanlar’ın olayı !”
  • Şirketten nispeten iyi bir ödeme alsam da, bu şehre dayanmıyor. Almanya’nın en pahalı şehri olma ünvanını kaptırmak istemiyorlar herhalde.
  • Dünyanın en güvenli şehirlerinden biri olması kesinlikle tesadüf değil. Günün hangi saatinde, nereye giderseniz gidin, başınıza birşey gelmesi imkansız. 2 Nazili’nin saldırısına uğramam, yüz senede bir yaşanan bir olay olabilir bu şehirde.
  • Münih kızları : Geçiniz.

Onur, Münih’ten bildirdi. Bugün de home office günü, sefam olsun.

  • Share/Bookmark

Related posts:

  1. Münih’ten İlk İzlenimler
  2. Muhabbet Bağına Girdim mi ?
  3. Hiçbirşeysizlik
  4. 2008′de Neler Öğrendik ?
  5. 19 Mayıs Özel

Liked by

Add a comment on FriendFeed




You can leave a response, or trackback from your own site.

2 Yorum

  1. Meral Alabaz says:

    İzlenimlerinin çoğuna katılıyorum. Ben Münih’i çok severim. Annem de Münih yakınlarındaki Nürnberg’ten. Ama kuzeydeki insanların daha sıcak olduğu fikrine pek katılmıyorum. Ben Dortmund’da yaşıyorum ve burası için sıcaklık söz konusu bile değil.

  2. admin says:

    Meral teşekkürler yorumun için. Dortmund’u henüz görmedim; ama en azından benim Münih’te hissettiğim kadarıyla kuzeyde (Hamburg, Berlin, vs.) daha kozmopolit bir yaşam olduğundan belki de daha fazla çeşitlilik var, insanlar daha yakın. Münih çok güzel bir şehir orası ayrı :)

    Sevgiler…

Leave a Reply