Gökten 3 Adam Düşmüş
Ne zamandır yazmıyordum, zaten hayatımıza zınk diye girmiş gerçek zamanlı paylaşım yüzünden otu b.ku da buraya yazasım gelmiyor. An itibariyle aylardır uğrayamadığım ailemin yanındayım, geceyarısı çoktan geçmiş, arkada Blind Guardian “Bards Song” mırıldanıyor, sigara içmekten en fazla keyif aldığım Ankara’nın milyonlarca balkonunun bir tanesinden bu yazıyı paylaşıyorum. Son dönemde kafama takılan 3 tipitip hakkında bu yazı.
Birinci tipitipimiz, hayatını ego tatmini üzerine kurgulamış. Hayatta attığı her adımı şovunun bir parçası olarak sunuyor. Her adımını paylaşıyor, her adımını yazıyor, insanlara “Ben buyum” demeyi pek bir seviyor. Bunu yaparken her türlü şaklabanlığa girebiliyor, aldığı şakşakçı geri dönüşlerle daha fazla gaza gelip daha fazla şov yapıyor. Hayatını gözler önünde yaşıyor. Takıldığı mekanlar, işyerindeki statüsü, laptopuyla yarattığı harikalar, birlikte olduğu kızlar, çalıştığı şirketler, annesinin sevecenliği, dedesinin tontonluğu, sevgililer gününde aldığı güller, yeni aldığı iphone S i, yazdığı son yazı, yeni kitabı, kısacası hayatını oluşturan her saniye onun için gösterinin bir parçası. Her zaman aynı şevkle paylaşıyor dünya ahiret başarılarını. Şovunun daima izlenmesini istiyor, daima beğenilmesini…Alkışlarla yaşıyor..Alkışlarla tatmin oluyor. Bir de bakıyor ki hemen yanıbaşında ikinci tipitip.
İkinci tipitip, anlatmıyor, paylaşmıyor; anlattırıyor, paylaştırıyor. Şovunu birinci ağızdan aktarmıyor; ama birilerinin anlatmasını bekliyor. Alkışlarını uzaktan seyretmek istiyor. Bir yandan gizemli kalmak istiyor, öte yandan sürekli izliyor. Hayatının anlatılmasından ölesiye keyif alıyor, ama kendi anlatmayı seçmiyor. Esrarengiz veya yeni düzen adıyla “cool” gözükmek; ama bir yandan da dakikası dakikasına hayatını başkalarının ağzından takip etmek istiyor. Egosunu direkt olarak tatmin etmek yerine, dolaylı yollardan tatmin ettirmek yolunu seçiyor. Bakıyor ki hemen diğer yanında aralarda kaybolmuş çok kısa boylu bir üçüncü tipitip var.
Üçüncü tipitip azimli, hayat için didiniyor, üretiyor, hayatta iz bırakmaya uğraşıyor. Ama paylaşmıyor, etrafta çığırmıyor, dillendirmiyor, anlık yayınlar yapmıyor. Güzel yaşıyor, kendince yaşıyor; ama yaşamını sayfalara basmıyor. İnsanların gözüne sokmuyor “Bak ulan bunu da ben yaptım” diye…Keyfini sürüyor başarılarının da düşüp kalkmalarının da ama sadece kendince ve kendiyle…Diğer iki tipitipin beynine verecek bir gösterisi olsa da bunun niye göze ve diğer organlara sokulması gerektiğini bilmiyor veya bilmek istemiyor.
İşte efir püfür bir balkon gecesinden çıkan kolpa yazılarımdan bir diğeri daha. Amma velakin tüm tipitipler gerçek olay ve kişilere dayandırılmıştır, haberiniz de ola.
Related posts:

bir katagorileme yazısı daha yazmışsın sanki.. kendimi birinci tipipiplerin içinde görür gibi oldum bir an. (yani her ıvır zıvırı yazmak anlamında). umarım dayandırıldığı şey olmamışımdır onların..
(bilmiyorum, bu aralar fazla alıngan da olabilirim)
Blog yazan, sosyal ağları aktif kullanan birisinin böyle düşünmesi beklenilmez zaten sevgili Ruki
Ben sadece hem sanal hem gerçek dünyada bilinçsizce veya bilinçli ve egosantrikçe şov yapanları gördüm, duydum, tanıdım; onlar hakkında yazasım geldi.
aslında iyi yapmışsın yazarak.. dediğim gibi ben biraz fazla alınganım sanırım şu aralar..