2008′de Neler Öğrendik ?
Posted in Bir Ben Var Benden İçeri on December 28th, 2008 by admin – Be the first to commentMeşhur blog modasına uyup bir geçmiş yıl muhakemesi yapalım dedim, bakalım neler kapmışız 2008′den ?
- Profesyonel hayat ile akademik hayat tamamen birbirinden ayrı tutulması gereken hayat biçimleridir. İşten çıkıp akşam evde rahat oturabilme özgürlüğüyle (!) akşamları finallere çalışma zorunluluğunu aynı kefede değerlendirmemek lazımdır. İş hayatının getirileri olduğu kadar hayatın anlamından fazlaca götürüleri de vardır.
- Hayat tecrübesi – insan ilişkileri grafiği sağ tarafa uzadıkça sunileşme ve sahtecilik artmaktadır.
- Hiç beklemediğiniz insanlardan harika dostlar çıkabilir.
- Mobil hayat, zor olduğu kadar zevklidir de, sabitlemez, esaretten kurtarır, heyecan yaratır, düz adam modundan kurtarır.
- Avrupa-Türkiye medeniyetlerini karşılaştırma geyikleri uzar gider, en iyisi orada burada çığırmamaktır.
- Kendisini işinin, sektörün, internetin sahibi gören kimseler kültürel, sanatsal ve hayata bakış açıları ile tamamen fiyaskoya dönüşebilir. Düşünüldüğü kadar pohpohlanacak insanlar değillerdir.
- Kapitalist düzen içerisinde koyunlaşmadan dik durabilen, fikirlerini özgürce savunan ve aklı ön plana koyan harika insanlarla tanışılma imkanı bulunmuştur.
- Koyun yok mudur, çoktur elbette !
- İnsanlar kendi doğru bildiklerinin kanun olmadığını ne zaman öğreneceklerdir ?
- Telekom, mobil, internet, teknoloji çözümleri, vs. konuları ilgimi çektikçe çekmektedir. Ne mutlu bana !
- Galiba İstanbul trafiğine hiç alışamayacağımdır.
- Alınganlık, ast-üst ilişkileri, kıskançlık, hemşericilik, yakınlık, cinsiyet vb. faktörlere bağlı olarak işlerin ve hayatın yürütülmesi ne acıdır.
- Müzik, bir kere daha ve ilelebet ruhun gıdasıdır, olmazsa olmazdır.
- İnsan, hayatının dişlilerini düzenin çarklarına koyup öylece yıllar boyu kendi akışını izlememelidir. Mümkün olduğunca kendi hayatında aktif olunabilmelidir.
- Dost insan, dostunun başarılarıyla gurur duyabilmeli sevinebilmelidir, aksi takdirde kaldır attır.
- Ailenin sana destek olması ne müthiş bir mutluluktur.
- Kriz yaygaracılığı yapan medya si.tir olup gitsindir.
- Sosyal ağların gücü iliklerime kadar işlemiştir.
- Garanti Bankası, şu an müşterisi olan birisi olarak söylüyorum, Türkiye’nin en proaktif, en dinamik ekibine sahip ve teknolojiyi en verimli kullanabilen bankasıdır.
- Ey üniversiteli arkadaşlarım, şirketlerin, içleriyle dışları bir değildir. Mümkün olduğu kadar araştırılmalı, ağızdan ağıza pazarlamanın gücüne inanılmalıdır.
- İşini, hayatını, uğraşlarını dolu dolu yaşayan, yaşatan, zevkle ve heyecanla yapan insanlar ne mübarek insanlardır.
- İTÜ mezunu bir mühendis olmanın gururu ve doluluğu bu sene bir başkadır.
- Aşk, seks, cinsiyetler, milliyetler, televizyon, din, siyaset, yemek, mekan temalı suni tartışmalar bazen ne kadar da boş olmaktadır.
Umarım 2009 yılı daha fazla düşündüğümüz, kafa yorduğumuz, çalışıp çabaladığımız, emek verdiğimiz, sevdiğimiz, içten sevildiğimiz, riyanın, yalanın aza indirgendiği, insanlık için gıdım birşeyler yapabildiğimiz, muhabbetli, aptal tartışmalardan sıyrılabildiğimiz güzel bir yıl olur. Kendim için de 23 yaşın 24 yaşa dinamizm, bol enerji, sağlık ve akıl fikir sahipliği aktardığı bir yıl olmasını diliyorum.
Manhattan gecelerini (!) hatırlatan gökdelenler, iş kuleleri ve alışveriş merkezleri midir sizin için şehrin büyüsü ? Geniş yolları, sorunsuz otopark şansı mıdır ya da ? Parklarında rahatça dolaşabilmek veya sahilde güvenli şekilde bira yudumlayabilmek mi ?
Sene, 1991, yer Gaziemir/İzmir, 6 yaşındayım. İlk kez tırıvırı bisikletlerden kurtulup 2 tekerli BMX bisikletime kavuşmuşum. Babamdan karne hediyesi…Başlarda babamın sele arkasını tutarak destek verdiği bisiklet öğrenme periyodunu henüz tamamlamışım. Akşamüstüne doğru yokuş aşağı bir yolda öğrenmiş olmanın verdiği gazla son sürat pedala basıyorum. Yavaşlamak için ön fren kolunu tüm hıncımla sıkıyorum ve fren aniden patlıyor. (Ki patlamasa muhtemelen ben taklalar atıyor olacaktım, malum ön fren) Ve ben yere zar zor değdirebildiğim ayaklarımla durmaya çalışıyorum; fakat ne mümkün. Karşıda duran, muhtemelen arkasındaki binadan bir amca/teyzeye ait olan, kırmızı Renault Spring’in önkapısına şiddetle çarpıyorum. O an tek düşündüğüm kanayan dizim veya yamulan selemden çok içeri göçen kapı…Kalkıyorum, etrafıma bakıyorum, yüzümde hata işleyen çocuğun mahçup ifadesi..1. katta cama çıkıp “Kaç burdan kaç” diyen teyzenin de desteğiyle olay mahalinden hızla uzaklaşıyorum….
Yaklaşık 2 yıldır blog yazıyorum. İlk oluşturduğum gezi blogu tüm amatörlüğüyle Azbuz üzerinden hizmet veriyordu, bakınız kendisi hala 
