Müşteri Deneyimi

Müşteri Deneyimi : buldumbuldum.com

Posted in Müşteri Deneyimi on February 10th, 2009 by admin – Be the first to comment

bb1Bu yazıyı yazmak için tam 2 hafta bekledim, belki sevgili buldumbuldum.com yetkilisi bildirdiğim hatayı düzeltir diye. Ama ne fayda ! Aradan 2 hafta geçmesine ve e-mailime geri dönüşü 1 gün içerisinde yapmalarına rağmen hala bir düzeltme olmadığını görüyorum. Ne diyeyim, altı üstü bir müşteri kaybedecekler o kadar değil mi ? Ya da belki birkaç arkadaşım da sitelerinden alışveriş yapmayı bırakacak ? Bilemedin onlar da birkaç yerde bahsederler siteden ? Blogumu takip eden arkadaşlar da ayıplarlar belki kendilerini ? Veya gugıllayıp siteme yönlenenler bu yazıya denk gelir ve benle aynı fikirleri taşıyor olurlar ?

Esasında, buldumbuldum.com sanal alışveriş sitesi olarak, diğerlerinden farklı bir çizgi izlemiş ve hem benim hem de tanıdığım e-müşterilerin ilgisini çekmiş bir platform. Kendi deyimleriyle “Buldumbuldum.com hayata renk katacak en ilginç ürünleri müşterilerine sunmaya çalışan bir websitesidir. Bundan yüzyıllar önce Archimedes adındaki ünlü bilimadamının suyun kaldırma kuvvetini bularak üzerinde sadece bir peştemalle yarı çıplak sokağa çıkması ve “buldum! buldum!” diye bağırması ölçüsünde heyecan yaratacak ürünleri sizlere dünyanın çeşitli yerlerinden getirtmek pahasına da olsa sunma amacındadır. ” Buraya kadar herşey çok güzel. Fakat ben de hafif kırıklarım olduğu için websitelerindeki yazım hatalarının ısrarla düzeltilmesini isteyen bir tüketiciyim. Kendi blogumda veya bilimum etkin olduğum sitelerde yapmış olduğum imla ve yazım hatalarının da anında gözüme sokulması eğilimindeyim. 2 hafta önce site yetkilileriyle aramızda aşağıdaki mailleşme vuku buldu ve anında geri dönüş yapmaları da beni çok sevindirdi.

BEN :

Merhaba sayin yetkili,

Web sitenizi takip eden musterilerinizden biriyim. Sayfalar arasinda gezinirken gozume carpan bir imla hatasi oldu. Sitenizin tasarimini ve icerigini begendigim icin bu hatanin sitede yer almasini da istemedim.

HATA : Herhangi bir urune tikladiginizda Sepete At kisminin altinda * Hediye Pakedi istiyorum (Paket sesli harf aldigi zaman yumusamaya ugramayan bir kelimedir.)

Ilginize tesekkur eder, bol satislar dilerim.

Saygilarimla,


Onur Özdemir

BULDUM BULDUM YETKİLİSİ :

Onur Bey merhaba,

İlginiz ve düzeltmeniz için teşekkür ederiz.

Sistemimizi takip ettiğiniz için biliyorsunuzdur sitemiz yenilendi ve bu servis yeni eklendi, gözümüzden kaçmış sorunlar ve hatalar olabiliyor, başka gözlemlediğiniz sorunlar olursa onları da bizlerle paylaşmanızı rica ediyoruz.

Ürünlerimizle çok keyifli günler geçirmeniz dileğiyle.

www.buldumbuldum.com

Şimdi soruyorum ey Buldumbuldum.com yetkilisi, hani nerede düzeltme ? Gönül ister ki düzeltmeyi yapın, buraya “Düzeltildi” yorumunuzu bırakın, eski müşterinizi kazanın, ne dersiniz ?

bb2

Güncelleme : Aradan gecen zamana ragmen bugün itibariyle düzeltmenin yapildigini ögrendim. Ayrica, ayrintili bilgilendirme icin buldumbuldum.com ekibine tesekkür ederim. [04.08.2009]

  • Share/Bookmark

Müşteri Deneyimi : Uykusuz Dergisi

Posted in Müşteri Deneyimi on December 31st, 2008 by admin – Be the first to comment

uykusuzTürkiye’de ne yazık ki eleştirmek ve eleştirilmek çoğu insanın hazmedemediği kavramlardır. Mevki, makam, rütbe, hangi derecelendirme düzeyini seçerseniz seçin, tepeden tırnağa kadar eleştirilmekten fazla hoşlanmayız; hatta anında karşı saldırıya geçeriz. Aynı şekilde birilerini eleştirirken de çoğunlukla şeffaflıktan ve objektiflikten uzağızdır.

Bu durum şahısların ve kurumların birbirleriyle ilişkilerinde geçerli olmakla beraber yazılı ve görsel basında had safhalara varmış durumdadır. Elinize aldığınız ve güvenerek yazılarını okumak istediğiniz bir gazetenin birkaç gün sonra belirli bir grubun egemenliğinde yanlı yazılar yazdığını öğrenirsiniz. İzlediğimiz televizyon kanalları da aynı şekilde birkaç kişinin dudakları arasında yayın yapmaktadır. Aylık iş dergilerine abone olursunuz; ama onların da karşılıklı menfaat ilişkileri çerçevesinde firmaların/kişilerin reklamını yaptığını üzülerek görürsünüz. Sonuç televizyon izlememeye ve ilgili gazeteleri bira saracağı, masa örtüsü, piknik ekipmanı olarak kullanmaya kadar gider.

2008 yılını, daim müşterisi olduğum, ülkedeki siyasi, kültürel, sanatsal, vb. gelişmeleri eleştirel gözle takip edebildiğiniz, yazarlarının ve çizerlerinin donanımlarını pek bir beğendiğim, Türk mizah dergisi anlayışını üst seviyelere taşımış bir dergiden aldığım hazzı paylaşarak bitirmek istiyorum. Tahmin edebileceğiniz üzere bira saracağı olmayı bırakın arşivlenesi, çocuklara, torunlara okutulası bu derginin adı, UYKUSUZ.

Ruhu şad olsun, Oğuz Aral’ın Gırgır efsanesi dönemine yetişememiş bir neslin çocuğu olarak ilk ciddi anlamda mizah dergisi deneyimimi L-Manyak ve Leman dergileriyle yaşamıştım. Sonrasında Lombak’a geçiş yaptık. Kendisini Penguen takip etti. Ve bence (Çeşitli yerlerde blog sahiplerinin “bence” lafını kullanmalarını eleştirenlere derim ki kişisel bloglarında insanlar kendi fikirlerini, birikimlerini ve düşüncelerini paylaştıkları ve bilimsel gerçekler sunmadıkları sürece “bence” lafını kullanmalarından daha doğal bir durum olamaz) Uykusuz, tüm bu dergi tecrübesi birikimlerinin etkisiyle en olgunlaşmış ve benim espri anlayışımı en çok okşayan dergi olarak raflardaki yerini aldı.

Adamlar, ilk 2 sayfada ülke gündemine yön veren konuları okuyucuyla paylaşarak birilerinin uyanmasına, uyandırılmasına destek oluyorlar. Çizgileri görsel açlığımızı doyuruyor, yazıları zaman zaman beyni zorlamamıza yardımcı oluyor. Ayrıca, dergiyi parçalara, bölümlere, yazarlara ayırmak ne kadar doğru olur bilemem ama özellikle Umut Sarıkaya, Cihan Ceylan, Ersin Karabulut ve Bülent Üstün’ü pek bir severek, gülerek takip ediyorum, sağolsunlar, varolsunlar.

Eğer rastgelir de Uykusuz ekibinden bir kişi bu yazıya denk gelirse, onlardan bir ricam olacak. Yurtdışında okuyan/çalışan arkadaşlarımdan da benzer tepkileri aldığım için buraya yazıyorum. Uykusuz dergisinin yurtdışındakilere abonelik ücreti ödenerek postayla ulaştırılması yerine daha pratik ve düşük maliyetli bir yol bulunamaz mı ? Mesela, yurtdışında faaliyet gösteren bir distribütörle anlaşılabilinir veya çok daha düşük üyelik ücretleriyle e-dergi olarak dağıtılabilinir.

Uykusuz hakkında özet olarak okur hissiyatlarımı belirtmem gerekirse, bu dergiye, mizah anlayışımızın değişmesi/gelişmesi için destek olan tüm ekibe sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Elleriniz, diliniz, zihniniz, yaratıcılığınız zeval görmesin. (Nene Hatun Temenni Dinletileri) Gidip aşağıdaki marketten yılbaşı sayısını edineyim ben de…

  • Share/Bookmark

Müşteri Deneyimi : Mozilla Firefox

Posted in Müşteri Deneyimi on December 15th, 2008 by admin – Be the first to comment

firefox-girl-alexandra-ansgar1Yaklaşık 1,5 yıldır hiçbir sorunla karşılaşmadan Mozilla Firefox kullanıyorum. Internet Explorer’ın tekelleşmesine karşı en sağlam ve dişli rakip Firefox’u ilk kullandığımda aradaki hız ve kullanışlılık farkını ne de çok sevmiştim.

Şu an geldiğimiz noktada Firefox‘un pazar payı %21 civarında ve % 70 pazar payına sahip IE‘den sonraki 2. büyük web tarayıcısı. Bu iki ürünün dışında kalan Apple default u Safari %6, Telenor’un kurduğu Opera % 1, Google’ın yeni gözdesi Chrome ise % 1-2 seviyelerinde.

Yukarıda bahsi geçen tüm web tarayıcılarını kullanmış biri olarak neden Mozilla Firefox’ta karar kıldığımı son kullanıcı gözüyle aktarmaya çalışayım.

Öncelikle özgür bir yazılım olarak çıktı, kimsenin tekelinde değildi, kullanıcılara kopyalama, çalıştırma, değiştirme, geliştirme özgürlüğü tanıdı. Microsoft’un BUNU kullanacaksınız dayatmasından sonra öncelikle kalbimi kazanmıştı kendisi 2006 yılında. En heyecan verici yeniliklerinden birisiyse yeni pencerelerle uğraşan IE kullanıcılarına yeni sekme güzelliğini yaşatmasıydı. Firefox’tan vazgeçmeme kararı almam ise eklentileri sayesinde oldu. Çok çeşitli ve kullanışlı eklenti imkanları sağladı bana.

Tabi zor anlar da yaşamadık değil beraber. Kendi bilgisayarımda tamam; fakat çalıştığım işyerlerinde tüm programlar ve sitelerle uyumlu çalışmıyordu Firefox. Mesela şu anda bile intranette bazı ekranları açamıyorum veya yükleme özelliklerini kullanamıyorum. Bu gibi durumlarda kendi bilgisayarımda da çalıştığım yerlerde kullandığım bilgisayarlarda da hem IE hem de Chrome yüklü durumda. IE, görüntüleyemediğim animasyonlar, giremediğim şifreli siteler ve yükleme desteği için kullandığım yancı tarayıcı durumunda. Chrome ise şu an aktif kullanmadığım ama ileride geliştirmelere bağlı olarak “Google çubuk kraker üretse yerim” anlayışında biri olarak tercih edebileceğim tarayıcı olarak bir köşede duruyor.

Benim fikirlerime ek olarak Friendfeed’deki arkadaşlarımın “Neden Firefox” sorusuna cevaplarını buradan okuyabilirsiniz ve akabinde Firefox’un son sürümü 3.1 Beta2 yi buradan edinebilirsiniz.

  • Share/Bookmark

Müşteri Deneyimi : Kırmızı Winston Box (Kutu)

Posted in Müşteri Deneyimi on December 2nd, 2008 by admin – 3 Comments

Başlıktan yanlış bir izlenime kapılma, sigara reklamlarının yasaklanmasının ardından yıllar geçtiğinin farkındayım veya yavaş yavaş (!) sigarasız bir toplum olmaya gitmeye çalıştığımızın da…Bu yazının sebebini ürünle ilgili deneyimlerimi dinledikten sonra en altta bulabileceksin!

winston-boxEy Kırmızı Winston,

Yaklaşık 9 yılı bulmuş senle tanışıklığımız…Tek tüklü günlerden, fosur fosur günlere; yumuşak hallerinden en sert hallerine geçen bir 9 sene. Peki senle nasıl tanışmıştık hatırlıyor musun ? Hormonları tepeye vurmaya hazırlanan bıyıkları ise yeni yeni terlemeye başlayan sarı kafalı bu zat-ı muhteremin ağzına değmen, karşı cins ihtiva eden bir ortamda birşeyler (!) kanıtlama adına vuku bulmuştu, hatırlasana. O zamanlar bir başdöndürücülüğün vardı kabul ediyorum. Ama aynen yeni tanışılan bir karşı cins gibi bu özelliğin çok da uzun sürmedi. Sonrasında alışkanlık yaratmaya başladın. Bunun için harika argümanların da vardı hatta. Mesela bir sınav stresine, mesela bir yemek sonrasına veya bir bira yanına çok iyi gelebiliyordun. Bu alışkanlığın bende yarattığı korku seni defalarca bırakma isteği oluşturdu bende farklı zamanlarda; ama nafile, en uzun bırakma periyodu 4 aylıktı. Sonrasında aptal bazı sebepler uydurma yeteneğimden dolayı beni tiryakin haline getirmeyi başardın bir dönem. Sensiz yapamıyordum adeta. Sonra bu dönem gitti, bir daha geldi, gitti, bir daha geldi. Kabul ediyorum, özellikle ağır bir akşam yemeğinin ardından, sıcacık bir çayın yanında, barda biranın yanıbaşında, yoğun ve yorucu iş saatlerinin sonunda harika hisler bıraktın bende, ya da ben hep öyle sandım.

Evet, şimdi gelelim sadede ey sevgili Winston, bugün sinsice hayatımın içine ettiğinin farkına vardım. “Niye, nasıl, bunca zamandan sonra” sorgularını bırak. Tam anlamıyla bugün, saatlerce öksürmemin, birkaç kere ciğerlerimin sıkışmasının ve şu anda ateşli bir şekilde tek başıma titreyerek uyuyamamamın tek sebebi sensin. Bundan önce hiç böyle yapmamıştın. Ama bu seferki tam anlamıyla beni göçertmeye çalıştığının bir kanıtı oldu.

smoke071Ocak ayı itibariyle, yeni bir hayata adapte olmaya çalışacağım o günlerde seni tamamen ve ilelebet hayatımdan siliyorum. Bir ay sonraya siparişlenmiş bir bırakma taahhüdüne sen de dahil herkes gülüp geçebilir; ben de “Göreceğiz” diyorum hiç bu kadar emin olmadığım bir şekilde. Ki bazılarının farklı düşüncelerle bezenmesini istemem. Seni bırakmamın sebepleri arasında “Sigara Öldürür” yazılarının, sperm azaltıcı özelliğinin, kapkara ciğer fotoğraflarının, kesik kol bacak figüranlarının, 2. sınıf insan muamelesi görme utancımın (ki hiç inanmıyorum buna), onun bunun uyarılarının hiç ama hiç etkisi yok. Sadece, bugün, hayatımı erken yaşta sonlandırmama neden olacak birisi olarak gördüm seni ve ayrılmaya karar verdim. Bundan sonra da adım gibi eminim yemek sonraları, stresli iş saatleri, kışla muhabbetleri, bira saatleri sırasında çok iyi geleceksin diğer bünyelere. Sadece ben olmayacağım aranızda.

Bu yazıyı okuyanlardan da ufak bir ricam olacak. Hani, bir fikri blogunuza yazdığınız zaman telif hakkı sizde oluyor ya, bu durumda da benim Ocak ayından itibaren içmeme sözüm teliflenmiş durumda gözüküyor. Herhangi birisi beni elimde sigarayla görürse lütfen anında bu blog yazısını kanıt göstererek mahkemeye başvursun. Belki dava sonuçlanmaz; ama en azından mahkeme masrafı öderim, lekelenirim, vs.vs…

  • Share/Bookmark

Müşteri Deneyimi : Sakarya VİB Turizm

Posted in Müşteri Deneyimi on October 26th, 2008 by admin – 4 Comments

Bundan sonra birebir yaşadığım müşteri deneyimlerime burada yer vereceğim. Seyahat ettiğim firmalardan, teknoloji markalarına; hızlı tüketimlerimden sanal alem tüketici hikayelerime kadar elimden geldiğince yazmaya çalışacağım. Marka ve firmalar hakkında fikirlerimi beyan ederken bireysel son tüketici vatandaş gözlüğümü takacağımdan emin olabilirsiniz. Blogdaki bu hareketlenmenin tek amacı, yorumda bulunan markalardan birini denemek üzere olan arkadaşımız mevcut deneyimden faydalansındır.

Başlangıç firmamız, şu an içerisinde Sakarya’ya doğru yol aldığım Sakarya VİB Turizm. Gün içerisindeki “Marka Stratejileri” eğitiminden sonra her geçen dün daha da nefret ettiğim İstanbul trafiğinde 2,5 saat içerisinde 30 km.lik yol gidebilişimi takiben 19.28 itibariyle VİB yazıhanesinin önündeydim. Burada bir ayrıntıyı atlamadan geçemeyeceğim. Otobüs firmalarımızın sıfır bürokrasiyle yolcu alım sürecini yürütmelerine bayılıyorum. Keza süreci diyalog şeklinde tanımlamam gerekirse;

Ben : 19.30 otobüsünü kaçırdım mı ?

Yetkili : Yok, geç abi, arkadaş içeride biletini keser

Ben : Tamam, teşekkürler.

Muavin : 19 numaraya geç sen abi, paranı alırız sonra.

Ben : Eyvallah

Budur. Her türlü bürokrasiden nefret eden şahsım böylesi çözümleri pek bir seviyor. Hızlı, sorunsuz, pratik. Geçelim diğer ayrıntılara…50 kişilik otobüs 15 kişiyle yol almak üzere harekete geçiyor. Firmaların yolcu kapasitesini dolduramadıkları durumlarda şehirlerarası nakliye ek hizmeti yaptıklarını biliyoruz, bu durumda % 30 doluluk oranı firmanın maliyetlerini karşılamasına ve hatta gayet kar etmesine engel olmuyodur diye düşünüyorum.

Hizmet kalitesine gelirsek, klasik Anadolu otobüs firmalarının hizmet anlayışı burada da geçerli. Mesela yolculara izlemeleri için açılan televizyondaki film DVD ‘den değil bizzat TRT 1 in an itibariyle verdiği filmlerden biri. Muavin iniş yerlerimizi kaydettikten sonra arkada tek başına oturan hanım kızımızla muhabbete koyuldu. Bense bu yazıyı noktalayıp tellcom un son hizmeti, Digiturk filmlerini ücretsiz indirebilme keyfiyle indirdiğim filmlerimden birini izlemeye koyuluyorum.

Profesyonel bir marka/firma analizi olmadığını biliyorum; ama yukarıda bahsettiğim gibi vatandaşın tamamen gözleme dayalı analizlerini bulacaksınız burada. Keyfini çıkarın. Şahsen ben şu an keyfini çıkarıyorum yolculuğun. Firma hakkında son değerlendirme notu, bir daha Sakarya’ya gidecek olursam yine tercih ederim kendilerini, her ne kadar tren her zaman önceliğim olmuş ve olacak olsa da…

  • Share/Bookmark