Posts Tagged ‘Alman dürüstlüğü’

Toplum Ahlâkı Ölçülebilir mi ?

Posted in Almanya'dan Parçalar on July 16th, 2009 by admin – 1 Comment

Ölçülebilir, gözlemlenebilir aslında. 7 aydır Münih’te yaşıyorum. Almanya’nın tutucu, IT merkezi, güney kesimi, Bavarya eyaleti şehirlerinden biri. Temiz, düzenli, sessiz, sakin, yabancılara yer yer kapalı, kendi halinde “1 milyonluk köy” olarak adlandırılan bir şehir. Geldiğimden beri dikkatimi çeken ve gözlemlediğim bir konu var. Kurallara bağlı olmayan, tamamen toplumun kendisinin oluşturduğu, kiminin batı medeniyeti, kiminin Alman dürüstlüğü olarak adlandırdığı bir konu. İşyerinde, metroda, yolda yürürken karşınıza çıkan, kimilerinin kültür şoku olarak adlandırdığı, kimilerinin imrenerek baktığı, kimilerinin enayilik olarak adlandırdığı bir toplum ahlakı mevcut. Ben herhangi bir kategoriye sokamıyorum; ama Münih’te gördüğüm bu toplum ahlakı beni gerçekten etkiledi ve düşüncelere sevk etti.

munich_metro_01İki çok basit örnekle anlatacağım. Birincisi metroların durumu. Malum İstanbul’da, Londra’da, Paris’te, Barselona’da, vb. şehirlerde metro girişlerinde rastladığınız turnike, barikat, otomatik kapı gibi aygıtlara Münih’te rastlamıyorsunuz. Metroya binişinizde sizi kontrol eden hiçbir güvenlik görevlisi de bulunmuyor. Sadece girişlerde biletinizi okutmanız için okuyucu makineler var. Tüm bu giriş kontrollerinin yerine, ayda yılda bir metroda kontrol yapan görevliler bulunuyor. (7 ayda 6 kez kontrol edildim, günde 3-4 kez metroyu kullanıyorum) Şehir kendi sistemini oluşturmuş. Hemen hemen her sabah metroya binen insanların düzenli olarak biletlerini okuttuklarına şahit oluyorum. Ya da metro içi kontrollerde biletsiz yolcuya hiç rastlamadım. Her ne kadar geçenlerde konuştuğum 30 yıldır Almanya’da yaşayan Türk kökenli bir amcam, bu durumu Almanların tarihten gelen otoriteye karşı korku besleme özelliklerine bağlasa da ben bunun çok güzel bir toplum ahlakı örneği olduğunu düşünüyorum.

newstand-1İkinci örnek şehrin hemen hemen her köşesinde bulabileceğiniz gazete kutuları ile ilgili. Yanyana dizilmiş 5-6 çeşit gazetenin bulunduğu gazete kutularından günlük olarak gazetelerinizi tedarik edebiliyorsunuz. Her gazetenin fiyatı üzerindeki kutuda yazılı. Kutuların kapakları daima açık ve hiçbir kontrol mekanizması yok. Ve özellikle gözlemledim, tek bir kişi bile para bırakmadan gazete almayı denemedi, ben hariç :) Şimdi “altı üstü gazete, zaten gazeteler online oluyor artık” gibi kelamlarda bulunabilirsiniz; ama insanların bu davranışı, bir gazete almanın ötesinde.

Bu iki küçük örnek bile aslında toplum ahlakının nasıl şekillendiğini açıklayabilir. Bu davranışların bence otorite korkusuyla filan alakası yok. İnsanlar, “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” anlayışından ziyade, üretilen bir hizmet/ürün varsa, bunun karşılığını kuruşu kuruşuna ödüyorlar. Dönüp işyerindeki duruma bakınca, tarihi Alman markalarını, endüstrisini düşününce, Avrupa’nın en büyük ekonomisinin nasıl yaratıldığını sorgulayınca aslında çok da tasadüfi olmadığını fark ediyorsunuz. Mucize, üstün zeka, yaratıcılık, vs. değil. 50 lerden süregelen Alman Endüstri Devrimi’nin altında yatan nedenlerden birisi de ahlaklı insanlar, ahlaklı toplum…Doğruya doğru…

Resim ref 1

Resim ref 2

  • Share/Bookmark