Posts Tagged ‘almanya’da yaşamak’

Münih’ten İzlenimler 2

Posted in Almanya'dan Parçalar on June 3rd, 2009 by admin – 2 Comments

Yarıyıl olmuş neredeyse buralarda, ilk zamanlarda şöyle birşeyler karalamıştım Münik hakkında. Nasıldır Münih’te yaşamak, Münik insanlarıyla takılmak, biraz daha bahsedelim. Bu arada bu yazıyı okuyanlarınız, olur da Münih’e gelecek olursanız istediğiniz konuda benimle buradan iletişime geçebilirsiniz, elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışırım. Münih’in bende yarattığı derin (!) etkilere bir bakalım.

  • Münih insanları cidden şehirlerine derin bir sevgiyle bağlılar. Yaşadığı şehri seven çok insan vardır tabi ki; ama burada durum fanatiklik derecesinde. Almanya’nın diğer şehirlerine mecbur olmadıkça uğramıyorlar, genellikle tatillerini Bavarya (Bayern) bölgesinde yer alan göller ve dağlarda geçirmeyi yeğliyorlar. Yok artık, genellemenin de bu kadarı ! Genç Münihliler olmasa da orta yaş ve üstü Münihliler de bariz bir şekilde hissediyorsunuz bu eğilimi.
  • Kuzeylilere oranla çok fazla arkadaş canlısı değiller ve bunu da inkar etmiyorlar aslında. Bavarya bölgesi dışından olan herkese karşı mesafeli durmayı tercih ediyorlar. Hatta geçenler de halk arasında dillendirilen şöyle birşey duydum : “Doğu Alman olacağına Türk komşum olsun.” Mis gibi ırkçılık kokuyor değil mi ? Türk olarak kederlensem mi sevinsem mi bilemedim :) Ama abartmıyorum, durum cidden böyle. Mesela başkent Berlin’e sürekli sövüyorlar, o fakirlerin vergilerini hep biz mi ödemek zorundayız şeklinde. Zengin olmak zor tabi. Eski Bavarya Krallığı günlerini arıyor olabilirler.
  • “Bahar geldi, ortalık yeşillendi” sözü buralardan geliyor olabilir. Yeşil alanlar, tam anlamıyla harika korunmuş. Polenlere alerjisi olmayanlar yayılsın, güneşlensin, hoplasın, zıplasın diye..
  • Metroda dikkatimi çeken iki şey var : Biri, hemen hemen herkesin yolculuk halinde birşeyler okuyor olması, ikincisi de çok sayıda insanın köpek sahibi olması. Kedi, kuş, hamster filan değil, ciddi harcamalar yaptıkları biricik köpekleri. Her sabah birini okşuyorum orası ayrı :)
  • Almanya, Avrupa’nın en bağlı (connected) ülkelerinden biri, internet ve mobil kullanımı doygunluk oranına ulaşmış durumda. Buna rağmen Münih’te konuştuğum insanlar genelde internette gizlilik, özel hayat ve kişisellik konularında son derece hassaslar. Sıklıkla sanal hayat ve gerçek hayat aktivitelerini karşılaştırıyorlar.
  • Saatler süren, bira ve Wurst seansları insanı bayabiliyor. Devasa BierGarten lara oturup, doğru düzgün muhabbet çevirmeden saatler boyu oturmayı nasıl başarıyorlar bilemiyorum. Ama İstanbul’da orjinal bir BierGarten açma fikri ciddi ciddi kafamı kurcalıyor. Güzel bir fırsat olabilir. Şöyle Tarabya sahilde en Bayern’inden bir BierGarten açsak, Alman biralarını gümrükten geçirsek…Gerçi hökümet yasağı çarpabilir, sermayeyi b.ku b.kuna harcayabiliriz.
  • Arada şehri daha iyi hissedebilmek adına, rasgele yerlere gidip geziyorum belki şöyle getto mahallelerine rastlarım diye. Yok valla, şehirde fakir mahalle yok. Getto diye adlandırdıkları, 10 dk. uzaktaki Hasselberg muhiti ki genelde Türkler yaşıyor burada bile İstanbul’da zengin mahallesi etiketi yapıştırılabilecek cinsten.
  • Şehirde muhabbet ettiğim, kebapçı, berber, vb. meslek grubundan Türkler, başlangıçta Almanlar ve Münihlilere sövseler de sonrasında “Abi, Türkiye’ye gelip ne yapacağız, burada rahatımız iyi, düzen var, kazancımız da iyi” şeklinde konuyu bağlıyorlar.
  • Yakın zamanda Avrupa Parlementosu seçimleri var, her tarafta adayların posterleri vs. Ama kimsenin en ufak bilgisi yok, kimdir bu adaylar, seçim ne zaman olacak, konuştuğum tek bir kişi bile oy kullanmayacağını söylüyor.
  • Aman da artık günlük Almanca muhabbetlerine katılabiliyorum. Sefam olsun.
  • “Münih çok büyük bir şehir” diyor Münihliler, k.çımla gülüyorum kendilerine. 10 dk. merkezden uzaklaşsanız köy, inek, tezek, bağ, bahçe başlıyor. Benim bildiğim büyük şehir bu değil kardeşim. Berlinlilerin dediği gibi “1 milyonluk köy” kendileri. Gerçi İstanbul’a da 15 milyonluk köy diyoruz ama farklı sebeplerden tabi.
  • En iyi muhabbet, sarhoş Alman’la muhabbettir. Kesin ve net !
  • Münih’teki insanların, her ne kadar kafaları kitaplarına gömülmüş olsa da, biraz daha açılmaları gerektiğini düşünüyorum. Dünyada neler oluyor, Almanya’da neler oluyor, bu 10 milyon göçmen ne yapıyor Almanya’da gibi soruları sorsunlar kendilerine, araştırsınlar…Berlin Duvarı’nın neden ne zaman yıkıldığını bilmiyor adamlar. Cevapları ise daha trajikomik : “O Almanlar’ın olayı !”
  • Şirketten nispeten iyi bir ödeme alsam da, bu şehre dayanmıyor. Almanya’nın en pahalı şehri olma ünvanını kaptırmak istemiyorlar herhalde.
  • Dünyanın en güvenli şehirlerinden biri olması kesinlikle tesadüf değil. Günün hangi saatinde, nereye giderseniz gidin, başınıza birşey gelmesi imkansız. 2 Nazili’nin saldırısına uğramam, yüz senede bir yaşanan bir olay olabilir bu şehirde.
  • Münih kızları : Geçiniz.

Onur, Münih’ten bildirdi. Bugün de home office günü, sefam olsun.

  • Share/Bookmark

Münih’ten İlk İzlenimler

Posted in Almanya'dan Parçalar on January 21st, 2009 by admin – 5 Comments

Şimdiye kadar birer ikişer haftalık tatiller kapsamında dolandığım “gurbet” ellerde yaşama tecrübesi elde etmek farklı bir duyguymuş. Her ne kadar globalleşmenin aynılaştırdığı bir dünyada yaşıyor olsak da ülkelerin ve milletlerin kendine has özellikleri de haylice. Henüz buraya geleli 20 gün olmasına rağmen günlük yaşam ve iş hayatında dikkatimi çeken bazı önemli farklılıkları gözlemleme imkanım oldu. Kesinlikle milliyetçi, damar, genellemeci veya “Avrupa’da böyle be canım” şovenistliğinde birşeyler geveleme niyetinde değilim. Sadece ilk haftalarımdaki birkaç gözlemimi aktarayım istedim.

Hayatında ilk kez Google aramasıyla bloga uğrayanlar için (Anahtar sözcükler geri izlemesi o kadar eğlenceli oluyor ki bir gün hangi anahtar sözcüklerle bloguma uğrandığını da yazacağım) öncelikle belirteyim ki şu ülkenin bu şehrindeyim. Peki nedir başlangıç tecrübelerim ?

  • Hava hakikaten soğuk, bunda Almanya’nın son 50 yıldır yaşadığı en soğuk kışta buraya gelmiş olmamın da elbet etkisi vardır; ama ben toplamda 12 yıl geçirdiğim Sivas ve Kayseri’de böyle hava görmedim. “İç don” diye tabir ettiğimiz aparatın ticaretini yapmayı düşünmedim değil ilk günlerde; ama yırtık kotların içinden beliren taytımsılar hevesimi kursağımda bıraktı.
  • Özellikle metro sistemine bayıldım, İstanbul gibi altı istasyonlu değil, Paris gibi sonsuz karmaşıklıkta da değil. Eski veya yeni tüm araçlar dakik işliyor.
  • Tüm mekanların ve dükkanların haftaiçileri 8 de, cumartesi öğlene kadar açık olması ve pazar günü ölü sessizliği olması durumunun farkındaydım ama tam anlamıyla yaşayınca daha fazla acı veriyor.
  • İnsanlar çoğunlukla düzenli, sağlıklı, sakin yaşam formunu hareketli, heyecanlı, olasılıklarla dolu yaşam formuna tercih etmiş gibiler, kendi tercihleri tabi.
  • Gerçek anlamda esnek çalışma saatleri, “home office” – “open office” çalışma tiplerini tecrübe etmek hoş bir duygu. Öğleden sonra “biergarten” da çalışmak gibi mesela :)
  • Normalde karşıdan gelen insana gülümseriz, kirpiklerimizle selamlarız onu diye biliyordum, dik dik bakışlar soğukluğun mu ciddiyetin mi göstergesi acaba ?
  • Kamu kurumlarındaki bürokrasi bizimkini aşmış durumda, bir tek döküman için ofisleri dolaşmak, sadece sorduğun sorular için cevaplar alabilmek..Ah Boğaziçi Vergi Daire’m, ah Beyoğlu Ziraat Banka’m…
  • Çok sağlam bir biçimde koşuya bağladım, hayırlısı olsun bakalım…
  • Yöneticim işe bisikletle gidip geliyor, “Division Head” insanıyla 15 gün içerisinde dahil olduğum proje üzerinde derin tartışmalara girebiliyorum, hiyerarşi var ama yok…Özlediğim bir yönetim anlayışıymış…
  • İntranet tamamen Web 2.0 mantığıyla oluşturulmuş, insanlar sevgili CEO’nun herhangi bir yazısına istedikleri yorumu yapabiliyorlar, hatta bazı geri dönüşler projelerin gidişatını değiştirebiliyor.
  • Öğrenecek o kadar çok konu var ki benim için ve her geçen gün iletişim, teknoloji, mobil ve internet konularına olan aşkım katlanarak artıyor. Yakın bir zamanda istediğim bir projeyi alma hedefim var. 2009′u daha çok öğrenme ve şimdiye kadar öğrendiklerimi yavaş yavaş birleştirip somutlaştırma hedeflerim var, haydi buna da hayırlısı…
  • Dil eksikliğim sebebiyle iletişim ve “network” edinmede istediğim seviyeye gelememiş olsam da ilerleyen zamanlarda bu sorunun çözüleceğini düşünüyorum.
  • Çok bodozlama bir yorum olacak ama Türk kızları, Alman kızlarına on basar, bu da naçizane kişisel fikrim olsun.

Buradaki başlangıç sürecinde gözlemlerim bu şekilde. Bundan sonra biraz da buradaki internet iş fikirleri ve katıldığım etkinlikler (Heyecan verici birkaç oluşuma rastladım civarlarda, yakında tanışıp kaynaşıyor olacağım umarım) hakkında yazmak ister gönlüm..Gidip bulaşıkları yıkayayım en iyisi…

  • Share/Bookmark