Posts Tagged ‘hazırcılık’

Blog Okumak vs. Kitap Okumak

Posted in Fikr-i Hür on November 22nd, 2008 by admin – 2 Comments

nerdDün rafların arasını karıştırırken farklı sayfalarına ayıraç yerleştirilmiş 3 tane kitap buldum : Pazarlama Dehası, Mülksüzler, Ağrı Dağı Efsanesi – Hatta Ağrı Dağı Efsanesi’ni Engin’imden ödünç almıştım zamanında, hey zaman! Hepsini metroda dikelirken (bkz: dikelmek) veya otobüsün bir köşesinde okuyakalmışım muhtemelen. Son zamanlarda fark ettim ki doğru düzgün kitap okuyamıyorum artık. Zaman mı yok, tabiki de var ! Peki neden o zaman ?

Özellikle son 2 yıldır internet okurluğu konusunda aşamalar kaydettim. Takip ettiğim onlarca RSS listesi, “tag” lediğim yüzlerce, binlerce sayfa, bizzat sayfalarına girip yorumladığım onlarca kişisel blog (bkz: Çok keyif aldıklarımdan biri : İrazca), günlük izlediğim sektör siteleri, “Read It Later” ladığım linkler, filtreli FriendFeed takip listem ve devamı…

Bir yandan blog yazıları, yorumlar, sosyal ağlar, vb. vasıtasıyla -kendimce- içerik üretirken zamanımın çok daha fazlasını içerik tüketmeye harcıyorum. Tecrübe&bilgi – üretim eğrisi uyarınca ilerleyen yıllarda daha fazla üretiyor olacağım, umarım :)

Bu tespitlerden şuraya geleceğim : “Yeni nesil gençlik (Evet, gayet içerisindeyim) artık tek bir konu üzerinde ilerleyen yüzlerce sayfalık romanlar yerine, kişiselleştirebildiği birim zamanda çok daha fazla sayıda konuyu emebildiği mikro içeriklere daha fazla ilgi duyuyor.” Çünkü daha hızlı, daha özgür, daha kişisel. Çünkü bilgiye erişim hızı başdöndürür biçimde arttığı için birim zamana daha fazla bilgi sığdırmaya çalışıyoruz. Babamın her zaman söylediği “Hazırcı Gençlik” tabiri aslında bazen o kadar doğru ki ! Giriş, gelişme, anlama, konumlama, yorumlama aşamalarını geçip direk sonuçlara ulaşmak istiyoruz. Zaman çok önemli. Hazır yorumlanmış paketlenmiş verileri anında edinebiliyoruz.

Fakat, işte bu noktada, bir “bönlük” (bkz: ekşisözlük – bön) hali oluşuyor. Saksıyı çalıştırma, yorumlama, analiz etme, yanlış yapma, düzeltme, yanlışlarından öğrenme yetilerini kaybedebiliyoruz. Ne alaka demeyin ? Sinemaya gitmek yerine film özet,yorumlarını okuyup bilgi sahibi oluyoruz, haber siteleri bizim yerimize siyasi, ekonomik gelişmeleri yorumluyor, binlerce konu hakkında yazılmış tez sonuçlarına saniyesinde ulaşabiliyoruz, dönem ödevleri, okul projeleri, bitirme tezleri artık Google sayesinde çok daha kolay ve tek geceye bakıyor, dünkü gelişmeler hakkında kafa yorarken bir sonraki günün trendleri e-mailinize geliyor, Rusya&Rus kültürü&SSCB hakkında edinimleri Tolstoy’u, Gorki’yi, Dostoyevski’yi okuyarak, İngiltere’nin fakir fukara zor zamanlarını Jack London’ı anlayarak geçirirken, bir anda bunların süzülmüş, paketlenip hazırlanmış sonuçlarını tek tıkla elde edebiliyoruz.

blog_readingYanlış anlaşılmasın, internet okuru olmaktan müthiş bir zevk alıyorum, orgazm gibi birşey hatta ! Fakat düşünmüyor da değilim ki acaba 80′lerden sonra apolitikleştirilen gençlik, internet yüzünden (televizyon, gazete, vb. diğer yayım/yayın organlarını saymıyorum bile) bilgiyi yorumlama, araştırma, özünü anlama konularında tembelleşiyor mu ? Belki de gelenekselliğin yenilikçilik ile, çabanın hazırdan yeme ile çatıştığı doğu-batı kültürü arasında sıkıştığımız bu zaman da interneti de doğru yorumluyor olmak lazımdır.

Ya da tüm bu yazı, şu an kahvemi alıp yatağıma uzanıp “Mülksüzler” imi elime alıp okuma isteğimin bir yansıması mıdır yoksa :) ?

Resim ref : frakfraco.blogspot.com, kevinmenzie/nerd

  • Share/Bookmark